İŞVERENİN HAKLI FESİH SEBEPLERİ
İş hukukunda iş sözleşmesinin feshinin birtakım hukuki sonuçları bulunmaktadır. Sözleşmenin haksız nedenle feshedilmesi; kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, işe iade, tazminat gibi konular üzerinde belirleyici rol oynamaktadır. Bu sebeple iş ilişkisinin sona ermesinin, yani iş sözleşmesinin feshinin haklı bir sebebe dayanması önem taşımaktadır. Sözleşme, işçi tarafından ya da işveren tarafından feshedilebilir. (İşçinin haklı fesih sebepleri için Tıklayınız )
Bu yazımızda, sözleşmenin işveren tarafından feshedilmesinde haklı sebeplerin neler olduğu ele alınacaktır. Başka bir ifadeyle işverenin, hangi durumlarda işçiyi işten çıkarabileceği incelenecektir. İşverenin haklı nedenle derhal fesih hakkı, 4857 sayılı İş Kanununun 25 inci maddesinde düzenlenmektedir.
İşverenin İşten Çıkarmada Haklı Sebepleri Nelerdir?
Süresi belirli olsun veya olmasın işveren;
- Sağlık sebepleri
- Ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller ve benzerleri
- Zorlayıcı sebepler
- İşçinin gözaltına alınması veya tutuklanması halinde devamsızlığın 4857 sayılı İş Kanununun 17 nci maddesindeki bildirim süresini aşması
durumunda iş sözleşmesini sürenin bitiminden önce veya bildirim süresini beklemeksizin feshedebilir.
Sağlık Sebepleri Nelerdir?
İşveren, işçinin herhangi bir sağlık sorununu, engellilik durumunu veya hastalığını öne sürerek işçiyi işten çıkaramaz. Daha doğru bir ifadeyle bu şekildeki bir işten çıkarma haklı fesih sayılmaz. Çünkü hangi sağlık sebeplerinin haklı fesih kapsamında yer aldığı 4857 sayılı İş Kanununun 25 inci maddesinde açıkça belirtilmiştir. Buna göre;
a) İşçinin kendi kastından veya derli toplu olmayan yaşayışından yahut içkiye düşkünlüğünden doğacak bir hastalığa yakalanması veya engelli hâle gelmesi durumunda, bu sebeple doğacak devamsızlığın ardı ardına üç iş günü veya bir ayda beş iş gününden fazla sürmesi
b) İşçinin tutulduğu hastalığın tedavi edilemeyecek nitelikte olduğu ve işyerinde çalışmasında sakınca bulunduğunun Sağlık Kurulunca saptanması
hallerinde haklı fesih yapılabilir.
(a) bendinde sayılan sebepler dışında işçinin hastalık, kaza, doğum ve gebelik gibi hallerde işveren için iş sözleşmesini bildirimsiz fesih hakkı; belirtilen hallerin işçinin iş yerindeki çalışma süresine göre (fesihten önce bildirim şartının düzenlendiği 4857 sayılı İş Kanununun 17 nci maddesindeki) bildirim sürelerini altı hafta aşmasından sonra doğar. Doğum ve gebelik hallerinde bu süre, (analık halinde çalışma ve süt izninin düzenlendiği) 74 üncü maddedeki sürenin bitiminde başlar. Ancak işçinin iş sözleşmesinin askıda kalması nedeniyle işine gidemediği süreler için ücret işlemez.
Ahlak ve İyi Niyet Kurallarına Uymayan Haller Nelerdir?
İşçinin ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan halleri söz konusu ise işveren haklı sebeple işten çıkarma kararı verebilir. Ancak bu hallerin neler olduğu yine kanunda düzenlenmiştir. Feshin / işten çıkarmanın haklı bir sebebe dayanıp dayanmadığı, bu hallerin gerçekleşip gerçekleşmediğine bağlıdır. Söz konusu haller, kanun koyucu tarafından şu şekilde sayılmaktadır:
a) İş sözleşmesi yapıldığı sırada bu sözleşmenin esaslı noktalarından biri için gerekli vasıflar veya şartlar kendisinde bulunmadığı halde bunların kendisinde bulunduğunu ileri sürerek, yahut gerçeğe uygun olmayan bilgiler veya sözler söyleyerek işçinin işvereni yanıltması.
b) İşçinin, işveren yahut bunların aile üyelerinden birinin şeref ve namusuna dokunacak sözler sarfetmesi veya davranışlarda bulunması, yahut işveren hakkında şeref ve haysiyet kırıcı asılsız ihbar ve isnadlarda bulunması.
c) İşçinin işverenin başka bir işçisine cinsel tacizde bulunması.
d) İşçinin işverene yahut onun ailesi üyelerinden birine yahut işverenin başka işçisine sataşması, işyerine sarhoş yahut uyuşturucu madde almış olarak gelmesi ya da işyerinde bu maddeleri kullanması.
e) İşçinin, işverenin güvenini kötüye kullanmak, hırsızlık yapmak, işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlarda bulunması.
f) İşçinin, işyerinde, yedi günden fazla hapisle cezalandırılan ve cezası ertelenmeyen bir suç işlemesi.
g) İşçinin işverenden izin almaksızın veya haklı bir sebebe dayanmaksızın ardı ardına iki işgünü veya bir ay içinde iki defa herhangi bir tatil gününden sonraki iş günü, yahut bir ayda üç işgünü işine devam etmemesi.
h) İşçinin yapmakla ödevli bulunduğu görevleri kendisine hatırlatıldığı halde yapmamakta ısrar etmesi.
ı) İşçinin kendi isteği veya savsaması yüzünden işin güvenliğini tehlikeye düşürmesi, işyerinin malı olan veya malı olmayıp da eli altında bulunan makineleri, tesisatı veya başka eşya ve maddeleri otuz günlük ücretinin tutarıyla ödeyemeyecek derecede hasara ve kayba uğratması.
Dolayısıyla işçinin bu yönde bir eylemi veya hareketi ortaya çıktığında işveren için haklı fesih sebebi oluşacaktır.
Zorlayıcı Sebepler Nelerdir?
İşveren, zorlayıcı sebeplerle de haklı fesih hakkına sahiptir. Fakat bu zorlayıcı sebebin ne olacağı, yine kanun koyucu tarafından belirlenmiştir. 4857 sayılı İş Kanununun 25 inci maddesine göre, işçiyi iş yerinde bir haftadan fazla süre ile çalışmaktan alıkoyan bir zorlayıcı sebep bulunmalıdır. Ancak bu halde işveren tarafından yapılan fesih, haklı bir fesih sayılabilir. İşveren tarafından, başka bir zorlayıcı sebebin bulunduğu öne sürülerek işten çıkarma kararı verilemez.
İşçinin Gözaltına Alınması veya Tutuklanması
İşçinin gözaltına alınması veya tutuklanması, tek başına işçiyi işten çıkarmayı haklı kılmamaktadır. 4857 sayılı İş Kanunu uyarınca böyle bir durumda işverenin haklı fesih yapabilmesi için devamsızlığın belli bir süreyi aşması gerekmektedir. Bu süre ise yine İş Kanununun 17 nci maddesinde düzenlenen bildirim süresidir.
Bu süre, işçinin çalışma süresine bağlı olarak değişmekte olup aşağıdaki şekildedir;
- İşi altı aydan az sürmüş olan işçi için iki hafta
- İşi altı aydan bir buçuk yıla kadar sürmüş olan işçi için dört hafta
- İşi bir buçuk yıldan üç yıla kadar sürmüş olan işçi için altı hafta
- İşi üç yıldan fazla sürmüş işçi için, sekiz hafta
Bu Sebepler Dışında İşten Çıkarılan İşçi Ne Yapmalıdır?
İşçi, feshin yukarıdaki düzenlemelerde öngörülen sebeplere uygun olmadığı iddiası ile 4857 sayılı İş Kanununun 18, 20 ve 21 inci madde hükümleri çerçevesinde yargı yoluna başvurabilir.
Feshin geçerli bir sebebe dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür.
Derhal Fesih Hakkını Kullanma Süresi
4857 sayılı İş Kanununun 26 ncı maddesinde, ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller sebebiyle yapılacak haklı fesih belirli bir süreye bağlanmıştır. Buna göre, 4857 sayılı İş Kanununun 24 üncü ve 25 inci maddelerinde gösterilen ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan hallere dayanarak işçi veya işveren için tanınmış olan sözleşmeyi fesih yetkisi, iki taraftan birinin bu çeşit davranışlarda bulunduğunu diğer tarafın öğrendiği günden başlayarak 6 iş günü içinde kullanılmalıdır.
Bu süre geçtikten ve her halde fiilin gerçekleşmesinden itibaren 1 yıl sonra sözleşmeyi fesih yetkisi kullanılamaz. Başka bir ifadeyle öngörülen bu süre içinde fesih yetkisi kullanılırsa bu bir haklı fesih olacaktır. Fakat fesih yetkisi, bu süre geçtikten sonra kullanılırsa haksız fesih söz konusu olacaktır. Ancak işçinin olayda maddi çıkar sağlaması halinde 1 yıllık süre uygulanmaz.
Sonuç
İşverenin hangi sebeple iş sözleşmesini feshettiği, işçiyi işten çıkardığı önem taşımaktadır. İş hukukunda, işçiye olduğu gibi işverene de derhal fesih hakkı tanındığı görülmektedir. Sağlık sebepleri, ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller ve benzerleri, zorlayıcı sebepler, işçinin gözaltına alınması veya tutuklanması halinde devamsızlığın 4857 sayılı İş Kanununun 17 nci maddesindeki bildirim süresini aşması durumlarında, işveren tarafından yapılacak feshin haklı fesih sayılacağı anlaşılmaktadır. Diğer taraftan feshin / işten çıkarmanın haklı bir sebebe dayanmadığı iddiasıyla işçi tarafından yargı yoluna başvurulabilir. Bu durumda feshin geçerli bir sebebe dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir.
Yorumlar
Yorum Gönder